selimur

Sesil

Yazarın nasıl ve neden yazı yazamadığına dair hikayeleri sıkıcıdır, diyor. Başarılamayan bir fıkra anlatımı denli hem de… Hani sonunda başkasının gülmesi yerine, başta kendisi güler ya anlatıcı, o kertede eziktir. Korku efsanesi ile özdeşleştirelim. Vampire benzetelim. Vampirin kendi kanını içmesi nevindendir. Yahut kendi organlarını yiyenlere… Tamam bacağını yedin de neyle dolanacaksın, tahta bacakla mı caka satacaksın? İçine büzülen meyve suyu kutusu. Kendiyle kavga eden, birbirinden iğrenen, birbirini kıskanan insancıklar. Toplum değil, topluluk hatta yığın. Tam o saat, önünde bir cisim belirdi yavaş yavaş. Belirdiğine göre cisimdir. Zira görüntünün kendi gerçekliği vardır. Gözünün önünde göremediğini, resimde fark edersin. Fikrinin fotoğraf makinesine dönmesine engel oluyor. Şu aralar elini histerik şekilde temizlemek için kullandığı 80 derece kolonya şişesinin içerisi aydınlandı. Bu içtiğinden mi, tam bilemiyorum. Gecenin bir yarısı dışarıdaki sokak lambalarının hayali mi idi? Lambaları düşledi. Evet sokak lambalarının tepesinde şemsiye olsa fena mı olurdu? Rüzgarsız havalarda açılsa, yazın insanlar altında uyurdular. Köpekleri kovalardılar. Evsizlik anlam kazanırdı. Sokakta olsanız bile devletiniz sevgili vatandaşlarına sahip çıkıyor, nankörsünüz… Rahatlıkla denilebilirdi. Siz bu toplum için ne yaptınız ki! Hep bu telden sürerdi azarlar. Sinirleri sağlam olsa da böylesi saçmalıklara gülüp geçebilseydi. İmkansız! Mümkünatı yok. Lambaya şemsiye, istersen kaşeden bir paltoda giysin, üşümesin garibim. Gülümsedi. Yan odada artık uyuyan sevgilisi düştü aklına. Bir kadında en sevdiği şeyi hatırladı. Yeni kesilmiş saç uçları. Saç uçları o kadar taze ki. Omuzlar. Hayır kadında en güzel bulduğu yüzdür. O, masumca anlamaz eda. Görüntünün bulanıklığı solukluğundan mı idi bilemiyor. Gözlüklerini taktığı yerden çıkardı. Kulakları ve burnunun üstünden. Bir toplulukta, konuşmacının dile getirdiği tanrı fikri matrak ve saçmaydı. Gözlükler mucizedir. Tanrı demişti adam, sanki önce gözlüğü yaratmış… Öyle değil mi? Gülüşmeler. İşte buna gülmüştü. Adamın, umrunda olmayan saf saçmalığına. Gözlükler, okumaktan emekli olmasının nişanesi, onu yanıltmadı. Görüntüdeki bulanıklığın gözlükle alakası yoktu. Yoksa gözü ekrana çok baktığından mı bulanıklaşmıştı? Bakışını kitaplara çevirdi. Kapak yazılarını gayet rahat okuyabiliyordu. Merak etti. Bunlardan hangisini önceden bitirmişti. Hayır okuma yapmıştı. Artık bir eylem için yapmaktan başka şey söylenemiyor. Okumak yerine okuma yapma, çıkmak yerine çıkış yapmak, konuşma yerine konuşma yapmak, yürümek yerine yürüyüş yapmak, Antalya’ya gitmek yerine Antalya yapmak… ve gibi. Yakında gülmek yerine gülüş yapmak, gidiş yapmak, dönüş yapmak, sıçış yapmak… Dildeki bu kalabalık ne anlama gelebilir? Artık kimse tek fiile inanmıyor. Sahiciliğini yitirmiştir. Ondan fiilin ardına yeni bir fiil eklemeli. Haddizatında bu, kesinlikle yerine kessssinlikle demekle, yalancının her cümlesini vallaha da, billaha da… şeklinde bitirmesiyle özdeş. Ana diline düşman yığın. Kitaplardan hangilerine âşıktı? Bir ikisi gözüne ilişti. Mahur Beste, Müşahedat, Matmazel Noralya’nın Koltuğu, Bozkır Kurdu, Binbir Gece Masalları, Onca Yoksulluk Varken… Bunları her sene okuyacağına dair kendine söz vermişti. Mesela Binbir Gece’yi altı kere bitirmişti. Ne hikmetse ölüm yanına uğramamıştı. Belki de yedincide uğrar. Şeklin kolonya şişesinde, sıvı ile boşluk arasında ortaya çıkmaya, parıltının etleşmeye başlamasını heyecansızca izledi. Bu önceden de başına gelmiş miydi? Hayır. Aklının kendini oyuna getirdiğini düşündü. Kayan yıldızın hemen evin ardına düştüğünü zannettiği yeniyetmeliğine döndü. Zihnin kendisine oynadığı şaşırtmaca… Bu, hiç hayal etmediği şeylerin rüyasına dolduğu zamanlardan kalma bir farkındalık olsagerek. Güncel yaşamında aklına gelmeyen şeyler, bazen şiir parçaları halinde rüyasına doluşur. Bazen de çatlarken, aklına lüzumsuz sözler takılırdı. Çatlamak Yaşar Kemal’in sıçmak yerine kullandığı hoş bir tabir. Ayak yolunda çatlarken zamanın uzunluğuna aldırmazdı. Saçmalıklar uydururdu. Bunlara sıçım diyordu. Ha aforizma ha sıçım… Başın ağrımadan başaramazsın, sol kalbe yakındır, gam iç çeker… ve gibi. Yaşar Kemal’i kutlamalı zira bazı kelimeler kirlidir. Bulantı, çopur, sıçmak, aforizma… Bazı kelimeler yuvarlaktır. Şişko, yuvarlak, böbürlenmek, boğum… Bu kelimeler kendinden ifade gücüne sahiptir. Yani kelime sonradan yaratılmış değildir. Uydurulmuş hiç değildir. O kayıp kıta gibi vardır ve keşfedilmiştir. Her kelimenin yerine yabancı başkasını koymak mümkündür, yine de bunlar var olacaktır. Kesin onunla bir gün sokakta yürürken karşılaşır, yüz yüze geliriz, geleceğiz. Başımızla hafif bir selam verir ve bu tesadüften memnun kalıp eve döneriz, döneceğiz. Yani o vardır, sadece ağzımızı açmamız lazım gelir. Eski kelimenin yerine geçen kelime ise yeniyle sokakta karşılaşınca soluk bir nefret nöbetine tutulur. Çünkü Filistinli gibi evi elinden alınmış, hanesine tecavüz edilmiştir. O eve bir daha giremeyecek. Evinin yerinde yeller esecektir. Bir işgalci gibi yeni sesil; hayasızca, üstten bakmaktadır. Üstelik yanından geçerken eskisine omuz atmıştır. Beyefendi neden bana çarptınız diyebilmiştir pekala. Mümkündür ki, arkadaşlarına anlatacak aşağılama hikayeleri biriktirmektedir. Az ileride işbirlikçilerine karşı eski kelimenin dikkatli olması gerek, çemle takabilirler. Kolonya, bu pandemi günlerinde… diyor. Pardon, pandemi değildi. Salgındı sanırım. Salgındı pekala. Büyük salgın belki. Pardon mu dedim, afedersin. Afedersiniz ya afv edersiniz mi? Özür dilerim. Özr dilerim!.. Bağışlayın. Bağışla, bağışla…

One reply to “Sesil

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi:
close-alt close collapse comment ellipsis expand gallery heart lock menu next pinned previous reply search share star